MALCOLM X

İnsanlar kendilerini bir başkasından ayırıp kendisini özelleştirecek, kendisini yüceltecek ve belli bir konuma getirecek özellikleri arayıp onları ön plana çıkarmak konusunda ustadır. Bu konu Irkçılık olarak incelenir ve en büyük örneklerinden biri ise siyah beyaz ayrımıdır. Uzun yıllardır süre gelen bu eziyetin sebebinin yüzyıllar önce beyaz bir adamın siyah ve beyazı karşılaştırıp beyaz rengin daha çok hoşuna gittiğini düşünüp siyah rengi dışlamasından kaynaklandığını fark etmek insanı şaşkınlığa uğratıyor. Ten rengi siyah olan bir adam bunu daha önce düşünseydi ne okurdu kim bilir, belki herkes ona uymaya karar verir ve günümüzün senaryosu akıl almaz bir şekilde değişirdi belki de nüfus yoğunluğuna bağlı olarak dikkate bile alınmazdı. Veya dikkate alınır ama en olmayacak kişi tarafından dikkate alınıp yine günümüzdeki durum tekrar ederdi.
Siyahileri bu kadar sinirli ve öfkeli olmaya iten şey ise yine beyazların yaptıklarıydı, erkekleri toplumun en düşük gelirli ve haliye en zor işlerini yapmaya itiyor, onları köle olmaktan çıkardıklarını söylüyorlardı ama onlar hala köleydi, sadece farklı bir yüzyılın farklı köleleriydiler. Kadınların mahremiyetine ise saygı yoktu, onlar her anlamda istedoikleri her şeyi yaptırabileceklerini düşünüyorlardı. Sanırım ırkçılıktan en çok etkilenen her zamanki gibi çocuklar olmuştu, onlara asla bir beyaz bir çocuğa alınan oyuncağın alınmayacağı, beyaz bir çocuğun yediği şekeri yiyemeyeceği ve beyaz bir çocuğun yaşadığı evde yaşayamayacağı doğdukları andan itibaren empoze edilmeye başlamıştı.
Bu ayrımların hiçbirinin olmadığı, insanı insan olduğu için seven ve üstünlüğün ancak Allah katında olacağını, yeryüzünde kimsenin kimseden hiçbir bakımdan üstün olmadığını savunan bir din vardır ve Malcolm X, beyazların ona verdiği nefretin içinde boğulurken İslamla tanışacak kadar şanslı, İslamı yanlış tanıyacak kadar da şanssızdı. İlk başlarda beyazların ona verdiği nefretin içinde boğulduğunu fark edemeden, kendini boğulmaktan ancak kendisinin kurtaracağını fark edemeden kötü bir yola düşmüş, bir beyazın kazanacağı kadar para kazanmak için yapabileceği tek şeyi yapmış ve uyuşturucu satıcılığına başladı ve şu dünyada onu kurtarabilecek tek bir şey vardı, bir inanç.

Malcolm’un içinde büyük bir inanış ve o inanışın getirdiği umut filizlenmeye başladı. Umut, insanı belkilerle büyütecek bir şeydi. Umut eden insan ölmeden bir saniye önce dahi belki yaşayabilirim diye düşünüyordu, belki kurtulurum veya belki gerçek bu değildir. Umut insanı sıkı sıkıya hayata bağlayan o his, kötü mü yoksa iyi mi olduğuna kimsenin karar veremediği arafta gibi hissettiren garip bir duygudur, insanı hayata bağlayan o duygudur. Malcolm’a kalan tek duyguysa umuduydu ve yavaş yavaş kendinde gelmeye başladı.
Başta yanlış yoldan girdiği İslam dünyasına sonunda doğru yolu bularak devam etmeye karar verdi ve Hacca gitti. Saç, ten ve göz rengi fark etmeksizin her insanın bir arada olduğu, kimsenin kimseye küstahlık taslamadığı ve kibrin olmadığı bu yerde Malcolm neredeyse büyülendi. Hz. Muhammedin; “Ne siyahın beyaza, ne de beyazın siyaha herhangi bir üstünlüğü yoktur” sözünü tanıdı ve hiçbir renk ayrımı olmaksızın herkesin birbirini kardeş gördüğü bu dini keşfetti. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir adalet olmadığını düşünürken bu muhteşem yerde gördüklerini aklı almadı ve doğru yolda olduğunu fark etti. Ve sadece kendini düşünmeksizin sadece Amerika değil, tüm dünyadaki insanlara İslam’ın eşitliği, siyahın beyaza olan öfkesini ve beyazın siyaha olan önyargısını kaldırmayı kendine görev edindi.
Siyah, beyaz, sarışın veya kızıl, mavi gözlü veya yeşil gözlü, tek kollu veya tek bacaklı, bunların hiçbir önemi yok insan, insandır. Aynı sevginin sevgi ve dinin din olduğu gibi. Kendi kusurlarımızı fark etmeden başkalarını eleştirmeye başlarsak cahil kalmaya mahkumuz demektir. Tek yapmamız gereken sesimizi kullanmak, haksızlığa uğrayan veya haksızlık yapan birini gördüğümüzde yapmamız gereken tek şey sesimiz kullanmak. Üst makamların bize dayattığı şeyleri sorgulamak ve bize aşılamaya çalıştıkları nefreti def etmek. İnsan, hayvan ve bitki fark etmeksizin, her varlık saygıyı hak eder ve sevgiye muhtaçtır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir