ALLI PULLU BİR ELBİSE

Ben, bizim fakirhaneye
Ben, ayda bir
Annemi gömmeye giderim
Giderim çünkü bekler
Çünkü hamurdan, çamurdan şeyler yapmıştır
Giderim elleri çatlamış
Sırtı mintanlı, sedirde yatmış
Bekler
Giderim
Dağda bir cadı
Otlar tutuşturur elime
Yolda bir adam
Cebime öfke sıkıştırır

Yine de
Ben, ayda bir
Annemi gömmeye giderim
Giderken
Bu şehirde
Peşim sıra gezer
Yalınayak çocuklar
Deli sopaları kırılır ardımda
Kuş sapanları saplanır uçurtmalara
Çamur birikir paçalarımda
Silkelenir de eşiğinde bir evin
Kara toz kara eşik kara izleri ayağın
Bir ömür çıkmaz
Döner durur yollar dağlarında şehrin
Dağların kenarında ırmaklar
Irmakların kenarında evim

Hatrı sayılır dediğim ne varsa eskiden
Vardı
Vardı da sayamadım hiçbirini
Çünkü eskiden
Atları arkasına alırdı rüzgar
Rüzgarı alırdı arkasına nal sesleri
Seslerle köşeyi döner gelirdi hislerim
Ama şimdi
Bu şehirde şimdi
Hislerim kelimelerime
Bir beden büyük gelir
Aksilik göklerde hep
Zeplinle dolaşıverir

Hani çeksen yolundan birini
Nerde bizim eski kayın hemşerim
Çul çaput bağlamıştı Ahmedin Zeynep
Ve anam evlenmem için
Kestiler, yaktılar
Yoksa nasıl geçer ocağın ayazı
Hani duman nerde dedim
Ateş yanar, görünmez duman
Dilekler gezer göğün buğusunda
Dilekler şeffaf duman
Zaten bu şehirde
Artık hiç kimse
Bakmaz ki gökyüzüne
Çünkü bu şehirde kimse
Çıkmaz gayrı gün yüzüne
Ve annem mintanlı ölür
Giyemeden
Allı pullu bir elbise

Ben yılda bir
Annemi görmeye giderim
Otlarım ve öfkeyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir